‘lidaa’ Kategorisi için Arşiv

Geç yerine çirkef

Kasım 18, 2008

Popstar Alaturka’da final gecesi Bülent Ersoy ve Sevim Emre birbirlerine girdiler.

18.11.2008 16:15

Popstar Alaturka’nın pazar gecesi yayınlanan final gecesinde adeta yer yerinden oynadı. Bülent Ersoy ve Orhan Gencebay’ın hayat arkadaşı Sevim Emre arasında koltuk krizi çıktı.

Herşey Bülent Ersoy’un misafirlerine ayrılan koltuklara Sevim Emre’nin misafirlerini oturtmasıyla başladı. Sevim Emre’nin misafirlerini yerinden kadırmak isteyen Ersoy, “Burası benim misafirlerime ayrılmış olan yer. Bunlar buradan kalkacak ” dedi. Bunun üzerine çok sinirlenen Emre’de Ersoy’a, “Geç yerine çirkef” diye karşılık verdi. Olaya Orhan Gencebay’ın katılması üzerine gerginlik büyüdü.

Gecede stüdyoda buz gibi hava estiren koltuk krizinden Bülent Ersoy galip çıktı. Sevim Emre misafirlerini alıp başka yere oturdu.

F.Bahçe’den daha iyi takımız

Kasım 18, 2008

Beşiktaş’ın genç futbolcusu Serdar Kurtuluş, Fenerbahçe’den dah iyi bir takım olduklarını söyledi!

Turkcell Süper Lig’de, Eskişehirspor’u 23 Kasım Pazar günü konuk edecek Beşiktaşlı oyuncular, rakiplerini yeneceklerine inançlarını dile getirdiler.

Siyah-beyazlı takımın doktoru Ayhan Optur’un sahibi olduğu güzellik merkezinin açılışı sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan futbolculardan Uğur İnceman, Bursaspor karşısında yitirdikleri 2 puanı gelecek haftalarda telafi edeceklerini söyledi.

Uğur, Bursaspor ile iyi bir mücadele yaptıklarını belirterek, ”Zeminden dolayı biraz zor maç oldu, ama kaybedilen iki puan var. Bu kayıpları da önümüzdeki haftalarda telafi ederiz” dedi.

Eskişehirspor maçıyla ilgili bir soruyu tecrübeli oyuncu, ”Eskişehirspor büyük takımlara karşı önemli puanlar aldı. Seyircimizi arkamıza alarak iyi oynayacağız ve bu maçtan galip ayrılacağız” diye yanıtladı.

Uğur, Arjantinli oyuncu Delgado’nun eleştirilmesi konusundaki soruya ise ”Her oyuncu kötü oynayabilir. Arkadaş olarak ona destek olmak zorundayız. O da kötü bir dönem geçiriyor. Önemli olan onu kazanmak. Biz de elimizden geleni yapıp, en iyi şekilde takımı temsil etmeye çalışacağız” yanıtını verdi.

Takımın tecrübeli oyuncularından Ali Tandoğan, oynayacakları ilk derbide çok zorlu bir rakip olan Fenerbahçe ile karşılaşacaklarını vurgulayarak, ”Ama ne olursa olsun kazanmamız gerekiyor. Hocamız da önlemini alacaktır. Bir çıkış yakalayacağımıza inanıyorum. Bu da Eskişehirspor maçıyla başlayıp, sezon sonuna kadar sürecek” açıklamasını yaptı.

Genç oyuncu Serdar Kurtuluş ise rakiplerinden Fenerbahçe’nin form grafiğinin yükseldiğine dikkat çekerken, ”Biz onlardan daha iyi takımız. Bunu sahada göreceğiz. Alacağımız 3 puanlarla yolumuza devam etmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

Serdar, Eskişehirspor maçını da taraftar desteğiyle rahat geçeceklerine inandığını söyledi.

Efsane çikolata geri dönüyor

Kasım 18, 2008

Sagra’yı satın alan Sanset, efsane çikolata Tadelle’yi yeniden üretmeye başladı

18.11.2008 15:21

Türkiye’nin ilk çikolata markalarından olan Tadelle geri dönüyor. Sanset, Nevşehir Ürgüp’lü Toksöz Grubu’na ait firma. Toksöz Grubu, Bayındır Holding’ten Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) geçen Sagra’yı 77 milyon dolara satın almıştı.

Toksöz aynı zamanda Türkiye’nin önde gelen yerli ilaç firmalarından Sanovel’in de sahibi.

GEÇEN SENE ALDI

Tadelle’yi alan Sanset’in Genel Müdürü Ahmet Toksöz, TMSF’den ihaleyi kazandıktan sonra ‘Sagra, çocukluğumuzun markasıydı. Sagra ve Tadelle sağlam, köklü markalar’ demişti. Sagra, Tadelle’nin yanı sıra Sarelle, Gol, Gofy markalarını da üretiyor.

Türkiye’nin ilk fındık işleme sanayi Sagra, ilk fındıklı çikolata olan Tadelle ile adını dünyada 50’yi aşkın ülkeye ihacat yapmıştı.

1970’li yılların efsane markası olan Tadelle, bir dönem Fatih Terim’li Milli Takım’a sponsor olmuş ve reklam filmiyle adından söz ettirmişti.

İçmeden sarhoş eden gözlük!

Kasım 18, 2008

Bakın ne işe yarıyor

18.11.2008 19:52

Rize Valisi Kasım Esen, Rize’de sürücülerin eğitimi için yurt dışından getirtilen, “içmeden sarhoşluk hissi veren gözlükleri” inceledi.

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Rize Valisi Kasım Esen, 140 promil alkol almış gibi yapay görme bozukluğu oluşturan gözlükler üzerinde incelemeler yaptı. Rize’de şoförlerin eğitiminde kullanılmak üzere Rize Valisi Kasım Esen tarafından yurt dışından getirtilen gözlüklerle yapılan eğitim programlarına başlanıldı. Bugün düzenlenen programda ilk olarak gözlükler öğrencilere tanıtıldı. Tanıtım programına Rize Valisi Kasım Esen’de katıldı. Programda gözlükleri takan vatandaşlar ve öğrencilerden düz bir şerit üzerinde yürümeleri istendi. Öğrenci ve vatandaşlar yürümekte bir hayli zorlandı. Gözlüklerden takan taksi şoförleri düz yolda dubaların üzerinden geçti. Rize Valisi Kasım Esen gözlüklerden bir tanesini bayan öğretmene takarak kalabalık içerisinde öğrencilerini bulmasını istedi. Gözlüğü takan öğretmen öğrencilerini tespit etmekte bir hayli zorlandı. Bir kız öğrencisini bulan bayan öğretmen gözlüklerin neden olduğu görme bozukluğu nedeniyle öğrencinin erkek olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Rize Valisi Kasım Esen, “Rize’de meydana gelen trafik kazalarının analizlerini yaptık. Trafik kazaları Rize’de önleyemediğimiz suçlar arasında yaralıyor. Geçtiğimiz yıl ile bu yılın kıyaslaması yapıldığında ilimizde alkollü sürücülerin neden olduğu kazaların oranında yüzde 68 oranında artış var. Terörle mücadelede ve depremlerden daha fazla olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin başında bir trafik afeti vardır. Her yıl binlerce insanımız yaralı ve sakat kalıyor. Bu gözlükleri bu nedenle getirttik. Bu gözlüklerin sürücü kurslarında zorunlu kılınması için çalışma başlatacağız” dedi.

İHA

Sakatlığım tamamen geçti

Kasım 18, 2008

Alex, sakatlığının geçtiğini belirterek, ”Oynayıp oynayamayacağıma Aragones karar verecek” dedi.

Fenerbahçe Futbol Takımı’nın kaptanı Alex de Souza, sakatlığının tamamen geçtiğini belirterek, ”Oynayıp oynayamayacağıma Aragones karar verecek” dedi.

Alex, FB TV’te katıldığı ”Kaptan Köşkü” programında soruları yanıtladı. Sakatlık durumuyla ilgili bilgi veren Brezilyalı futbolcu, kendini iyi hissettiğini belirterek, ”Sakatlığım geçmiş durumda. Bugün takımla birlikte çalışmalara başladım. Hafta sonuna kadar çalışmalarımı takımla birlikte sürdüreceğim. Oynayıp oynamayacağıma Aragones karar verecek” diye konuştu.

Ligde Ankaragücü ile yapacakları maçla ilgili görüşlerini, ”Her maçımız gibi bu maç da önemli. Kendi evlerindeki maçlarını kazandılar ve bir çıkış yakaladılar. Kupada olduğu gibi, ligde de onları yenmek istiyoruz. Zorlu bir maç olacak, ama iyi mücadele edeceğiz” şeklinde açıklayan Alex, takımın, Arsenal maçıyla başlayan çıkışı konusunda da şunları kaydetti:

”Yeni bir hocamız var ve bir adaptasyon süreci gerekiyor. Bundan önceki antrenörümüz Zico ile 2 yıl çalıştık, başarılar yakaladık. Yeni teknik direktörümüz Luis Aragones ise birkaç aydır burada. Bir adaptasyon süreci gerektiriyordu. Hem büyük maçların takımın havasını değiştirmesi, hem alınan sonuçlarla motivasyonun artması, hem de adaptasyon sürecinin artık aşılmaya başlanması, ivme kazanmamızı sağladı.”

Zico ve Aragones’i karşılaştırmanın haksızlık olacağını, ikisinin çalışma sürelerinin aynı olmadığını vurgulayan Alex, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gözle görülenlerin dışında ufak tefek değişiklikler var. Hocamızın bir oyun anlayışı var ve biz bunu yavaş yavaş anlıyoruz, ancak şu anda gözle görülür bir farklılık sezemeyiz. Karşılaştırma yapmak yanlış. Karşılaştırmayı sezon sonunda yapmak gerekir. Daha önceki oyunlarımıza, bir sezon içindeki oyunlarımıza bakıp, sezon sonunda bir karşılaştırma yapmak daha mantıklı. Kesin, net yargılara o zaman bakabiliriz.”

-”LİG DAHA DA KIZIŞACAK”-

Kaptan Alex, 3 büyük takımın, sezon başından bu yana çok puan kaybetmesini, ligin kalitesinin artmasına bağladı.

Brezilyalı oyuncu, ”Türkiye liginin kalitesinin arttığını düşünüyorum. Ufak olarak görülen, ama ufak olmayan takımlara baktığımızda, kalitelerinin çok arttığını görüyoruz. Büyük takımlara karşı oynadıkça, alışıyorlar, onlardan puan alabilecek duruma geliyorlar” dedi.

Alex, ligin gelecekteki durumuyla ilgili öngörüsünü şöyle açıkladı:

”Kış şartlarının oluşmasıyla birlikte lig daha da kızışacak. Bize yakışmayan bir şekilde başladık, ama son dönemde bir çıkış yaşamaya başladık. Bu eğrinin aşağı doğru gideceğini sanmıyorum. Bundan sonraki dönemde zorluklar artacak. Çıkışımızı sürdürüp, geçen yıllarda olduğu gibi mutlu sona ulaşmak istiyoruz.”

İspanyol golcü futbolcu Güiza’ya yapılan eleştirilerle ilgili bir soruya Alex şu yanıtı verdi:

”Eleştiriler her zaman olacaktır. Bir forvet oyuncusunun yemeği goldür. Atamadığı sürece eleştirilecektir. Bunu normal karşılamalıyız. İyi niyetle çalışıyor. Son toplarda istenilen düzeyde değil, ama çalıştığı ve bu zorluklara göğüs gerebildiği, yılmadığı sürece başarılı olacaktır. İspanya’dan gol kralı olarak geldi. Son toplarda iyi olduğu sürece, başarımızda çok büyük pay sahibi olacak.”

Kaptan, Deivid’in sahalara dönüşüyle ilgili ise şunları söyledi:

”Döndüğü için mutluyum. Hem kendi adıma, hem de takımımız adına bir mutluluk yaşıyorum. Zor bir sakatlık dönemi atlattı. Bu şekilde dönmek her futbolcunun yapabileceği bir şey değildir. Özellikle Bursaspor maçındaki dönüşü ve sonrasında ortaya koyduğu performans, bu takımın bir parçası olarak beni mutlu etti. O, bu takımın önemli taşlarından biri. Onun olması bizim için önemli. Eksik olan noktalarını da tamamlayarak, takıma olan katkısını en iyi şekilde gösterecektir. Bu, sadece benim adıma değil, tüm takım adına önemli.”

-ŞAMPİYONLAR LİGİ-

Fenerbahçe Futbol Takımı Kaptanı Alex, Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde gruptaki durumlarıyla ilgili görüşlerini de açıklarken, ”Porto’yu yenmek zorundayız. Kaderimizi belirleyecek olan Dinamo Kiev maçında da elimizden gelen en iyi skoru almak durumundayız. Zor, bunu kabul ediyoruz, ama kalitemizi de biliyoruz” dedi.

Kadıköy’de ne kadar güçlü olduklarını bildiklerini vurgulayan Alex, iç sahadaki Porto maçını 1-0 da olsa kazanmaları gerektiğini, ardından Dinamo Kiev maçına tüm güç ve motivasyonlarıyla gitmek istediklerini söyledi.

Brezilyalı futbolcu, taraftarlara da kendilerine zor günlerinde verdikleri destek için teşekkür ederek, ”Bir takımın, taraftarına ve desteğe en fazla ihtiyaç duyduğu dönemler, sıkıntıda olduğu dönemlerdir. Bize inanmaya devam etsinler. Onlara yaşatabileceğimiz mutlulukları tahmin edebiliyorlardır. Zor günlerde bize verdikleri destek için teşekkür ediyorum, bu desteklerini sürdürmelerini istiyorum” diye konuştu.

Mehmet Ali Birand’dan bomba açıklamalar

Kasım 18, 2008

Birand Söz Sende’de Balçiçek Pamir’in sorularını yanıtladı

18.11.2008 18:30

“BİR ARA GAZETECİLİĞİ BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜM.
VEHBİ KOÇ BANA YAPMAM GEREKEN ÜÇ ŞEYİ SÖYLEDİ VAZGEÇTİM.”

“Türkiye de hiçbir başarı cezasız kalmaz” diyorlar, katılıyor musunuz?

Ben çok ceza aldım çok aldım.

İlk tokat neydi mesela?

Benim ilk yediğim tokat Öcalan ile yaptığım röportajdan ötürü arka arkaya 15 yıl hapis istemiyle davaların açılmasıydı.

Ne hissettiniz?

Çok korktum. Şunu diyebiliyorsunuz “Canım olur mu bir gazetecilik olayıyla kalkıp da beni 15 yıl hapise atarlar mı?”Sonra yatağa yattığınız zaman ya atarlarsa, diyorsunuz alev alev uyandığım günler oldu.

O sadece bir hapis korkusu mu yoksa ben ne yaptım korkusu mu?

Hayır ne yaptığımdan bir korkum yoktu bugün olsa bugün de yaparım bu tamamen kesin temiz gazetecilikti. Türkiye’yi alt üst eden bir örgütün başındaki adamla ilk defa yani benden sonra herkes gitti. Nasıl Can Dündar “MUSTAFA” filmini yaparak farklı yaparak ilk oldu hayatta da daima ilk olarak anılacak.

Peki, ikinci tokat?

TRT ile bürokratik kavgam şey oldu.

Şu mahkum olduğunuz…

Çok şey yaptı beni… Öldürdü, öldürdü.

Yol kazası diyorsunuz yani, suç yok mu?

Evet. Şimdi aynı sistem devam ediyor. O gün benim cezalanmam gerekiyordu TRT bürokrasisi beni cezalandırdı.

Cezalanmak mı çok koydu yoksa Emin Çölaşan’ın yazıları mı?

Böyle cezalandırılmak koydu, Emin Çölaşan normal ismi olan bir kimse şöhreti olan bir insanım böyle bir şey başına geldiği zaman problem başına bindiği zaman onu vıdı vıdı yiyecek çünkü hayatı ondan besleniyor kötülükle, insanlara pislik atmakla besleniyor ondan dolayı Emin’e çok şey yapmadım Emin aynı Emin. İlerde de aynı olacak.

Gerçekten kötülükten mi beslendiğini düşünüyorsunuz?

Tabii kesinlikle.

Ben çok iyi tanımıyorum ama öyle olduğunu da zannetmiyorum.

Ben çok iyi tanıyorum da onun için, onun hakkında çok iyi olumlu bakacak halim yok. Ama cezalanıyorsunuz bakın kim nereye bir şey oluyorsa mutlaka elinde sonunda bir ceza alıyor.

Peki şimdi birinci tokat Apo hikayesiydi ikinci tokat belki de işte TRT idi. Şöyle bir durup baktınız mı ya bir dakika ne oluyor?Her şeyin bir bedeli var  mı yani gerçekten de.

Söyleyeyim bu iki olayda beni eğer ben bugün buradaysam bu iki olayın sayesinde oldum.Bu iki olay olduğunda hiç unutmuyorum gene benim hayatımda çok önemli yer almış olan Vehbi Koç’a gittim.Dedim ki yahu Vehbi Bey ne dersiniz,siz büyüğümsünüz,bende çok emeğiniz var.Ne yapayım,bırakayım mı?

O aşamaya geldiniz mi gerçekten?

Sizi çok baskı altına alıyor tabi.Düşünebiliyor musunuz siz hele üçüncüsünden bahsedelim daha iyi bakalım.Şemdin Sakık olayı Andıç hikayesinde.Siz bir terör örgütünden para alıp onu öven yazılar yazdıran gazeteci olarak suçlanıyorsunuz

Ve bu Şemdin Sakık’ın ifadesinde olduğu iddia ediliyor.

İddia ediliyor sonradan olmadığı anlaşılıyor ama çok geç.Ve ne yapılıyor.Bugün başında olduğum Kanal D haberde birinci haber olarak çıkıyor resmimle benim Cengiz Çandar’ın.Gazetelerde manşetler oluyor. Sabah gazetesi beni atıyor.Oğlum geliyor okuldan Koç Lisesindeydi.Baba sen pkk dan para almışsın doğru mu diye soruyor,arkadaşlarım söyledi diyor.

Ne dediniz ?

Ölüyorum zannettim.Birden etrafınızdan herkes yok oluveriyor.O bütün şaşaalar..

Dostlar kalmıyor değil mi?

Hiç kimse kalmıyor sadece dört beş kişi kalıyor.O zaman da işte Vehbi Bey dedi ki bak oğlum dedi üç şey yapacaksın dedi.Bunu isterseniz not alın işinize yarar bu duruma düşen kişiler için. Birincisi dedi en başta gelen şey dedi komik gelecek ama sağlığına dikkat edeceksin dedi.İçki içmeyeceksin, şişmanlamayacaksın, spor yapacaksın, fit olacaksın, sağlam olacaksın.İki hemen aileni ve en yakın sevdiklerini etrafına toplayacaksın.Başkalarını bırak. Onları yanına alacaksın, hep onlarla beraber olacaksın.Bir tek gücü onlar verebilirler ve samimi gücü onlar verebiliriler.Üç piyasaya ne mal veriyorsan en iyisini vereceksin.Eğer bu üçünü yerine getirirsen uzun sürmez dedi.Hemen görürsün gene alkışlarla tepeye çıkarsın.Dediğini yaptım ve oldu.

“EN TEPEDEYSEN PATRONA VAKİT AYIRACAKSIN. PATRONUMU ASLA ELEŞTİRMEM”

Medyada en tepede olmanın  yolu patronajla iyi ilişkilerden geçiyor mu ?

Şimdi ilk şöyle gidiyor biliyor musun.Senin yaptığın iş orda bir dikkat çekiyorsun.Eğer yaptığın o işi daha da artırarak yapabilirsen haa dur bunla ilgilenelim deniyor.O çıkıyor belirli bir noktaya geliyor.Tabi bunların içinde şans yardımı olması gerekiyor,senin kendi ilişkilerin olması gerekiyor.Ama bir yerde geliyor ne olursa olsun patronajlada vakit ayırman gerekiyor.Çünkü bizim işimiz seçimlerdeki gibi Recep Tayyip Erdoğan,Deniz Baykal gibi değil ki oylanarak gelmiyoruz ki biz buraya.Bizim bir tek seçicimiz var.Patron.Patrona kendinizi anlatmanız gerekiyor.Ha mutlaka patronunu her dakika yanında olmak falan değil.Ama patron sizin ne olduğunuzu bilmeli,vakit ayırmalısınız.Azda olsa vakit ayırmalısınız,şart.

Peki mesela patron eleştirilmeli mi yoksa susulmalı mı?

Şimdi bazı patronlar var eleştirildiği zaman alınmazlar diye bir laf vardır değil mi?

Öyle derler.

Yalan. Patronlar hiç bir zaman eleştirilmekten hoşlanmazlar

Siz eleştirir misiniz patronunuzu?

Hayır hiç bir zaman eleştirmedim.Ben kalkıp da “işte bunu yapmamanız gerekirdi” demem. E o zaman sen bırak, ayrıl git derler adama. Bu çok basit.

“NAOMİ VE ÖCALAN İLE RÖPORTAJ YAPMAK İSTERİM”

Bugün kiminle röportaj yapmak istersiniz?

Bugün en çok Naomi ile röportaj yapmayı isterdim. Bir de Öcalan’la ama Öcalan’a izin vermezler.

“HÜRRİYET BENİ İSTEMİYOR, ASLINDA BEN DE MİLLİYET’TE YAZMAYI TERCİH EDERİM”

Siz niye Hürriyet’te yazmıyorsunuz?

Hürriyet istemiyor da ondan.

Şaka mı?

Hayır. Hürriyetten teklif gelmedi de ondan.

Çok ilginç

Ben aslında Hürriyet’te değil de Milliyet’te yazmak isterdim

Oradan da mı teklif gelmedi yoksa?

Geldi ama Posta beni çok rahatlattı açıkçası ve çok memnunum, insanlar şöyle bakıyorlar Posta hafif gazete magazin var ağırlıklı sen oraya yakışmıyorsun, ben bilakis oraya daha çok yakışıyorum çünkü halkın nabzını tutan bir gazete.

Asker olmamdan dolayı adım konuldu

Kasım 18, 2008

Ergenekon’da tahliye edilen Emekli Astsubay Mahmut Öztürk’ün savunması

18.11.2008 20:27”Ergenekon” davasının bugünkü duruşmasında tahliye edilen tutuklu sanık emekli Astsubay Mahmut Öztürk, savunmasını yaptı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Öztürk, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, ”Akli dengesinin yerinde olup olmadığı tartışılan Ali Yiğit’in ifadesi, daha doğrusu ona verdirilen ifade ile buradayım. Bir dediği diğerini tutmayan, tamamen hayal ürünü, ezberlettirilen ifadesinin mantığı yoktur” dedi.

Tutuklu sanıklardan emekli Astsubay Oktay Yıldırım ile Kilis’te beraber görev yaptıklarını, daha sonra ticari ortaklık kurduklarını, ancak anlaşamamaları üzerine küs bir şekilde ayrıldıklarını anlatan Öztürk, Yıldırım ile 2005′te bir araya gelmediklerini savundu.

Öztürk, tutuklu sanıklarından Mehmet Demirtaş’ın, geçmişte görev yaptığı taburda asker olduğunu ifade ederek, yıllar sonra Demirtaş taksi şoförlüğü yaparken, kendisiyle İstanbul Acıbadem’de karşılaştığını anlattı.

Ordudan atılmadığını, emekliye ayrıldığını dile getiren Öztürk, Petrol Ofisi’ne bağlı fuel oil bayisi bulunduğunu, ana okulu sahibi olduğunu söyledi.

Ali Yiğit’in çalıştığı Ümraniye’deki manavın gizli toplantı yapmaya uygun olmadığını ileri süren Öztürk, aynı bölgede 4 odalı ofisi bulunduğunu kaydetti.

Öztürk, polislerle, savcılarla ve Ali Yiğit ile bir derdi olmadığını savunarak, ”Benim ismim niye bu iddianameye konuldu anlayamıyorum. Bir zamanlar şeref ve onurumla yaptığım… Asker olmamdan dolayı buraya adım konuldu diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Sanıklardan Muzaffer Tekin’in, askerdeyken komutanı olduğunu dile getiren Öztürk, savunmasında şunları kaydetti:

”Tekin ile görüştüğümüzde petrol işi yaptığını söyledi. O zaman araba ile gezmeye bile param yoktu. Emekli maaşımla geçiniyordum. Bir iş yapmam gerekiyordu. Ben de fuel oil bayisini açtım. Muzaffer Tekin işini bırakınca müşterilerini bana yönlendirdi. Biz onunla ortak değiliz. Bu işi de o tavsiye etmedi. Kendim yaptım. Tekin, askeri elbise giydiğim zaman karşıma çıkan komutanımdır ve yaşça büyüğümdür. Bu yüzden kendisine saygım vardır.”

TEKİN’İN İNTİHAR GİRİŞİMİNİ ANLATTI

Tekin’in, Danıştay olayından sonra arandığını söylemesi üzerine, orman içinde bulunan kendi evinde kaldığını ifade eden Öztürk, şöyle devam etti:

”Eşim arayarak, Tekin’in beni aradığını söyledi. Ben de yiyecek malzemesi alıp eve gittim. Kanlar içinde yerde yatıyordu. Bana, ‘Masada not var. Sana bir şey olmayacak’ dedi. ‘Niye yaptınız?’ dedim. Hastaneye gitmek istemedi. İntihara teşebbüs ettiği bıçağı da Zekeriya Öztürk’e verdim. Hastaneye gittiler. Ben hastanenin önüne gidince polisler gözaltına aldı. Jandarmaya gittik. Ankara’da sorgulandım. 3 gün sonra bırakıldım. Neye uğradığımı şaşırmıştım.”

Mahmut Öztürk, herhangi bir toplantıya ya da yürüyüşe katılmadığını, 14 yıl önce askerliği bıraktığını ve o zamandan beri ticaretle uğraştığını, görüştüğü kişilerle de ticari bağı olduğunu aktardı.

Cezaevinde birlikte kaldığı Ali Yiğit’e de ifadesini değiştirmesi konusunda hiçbir şey söylemediğini öne süren Öztürk, Oktay Yıldırım ile sosyal bir arkadaşlığı bulunduğunu, Yıldırım’ın kitap okumak ve yazmakla uğraştığını söyledi.

Öztürk, ifadesinin ardından mahkeme başkanının sormak istediği tüm sorularA cevap vermek istediğini belirtti.

Duruşmada daha sonra Cumhuriyet savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından Mahmut Öztürk’e çeşitli sorular soruldu.

Öztürk, bu sorulara cevap verirken, Danıştay saldırısını olayın gerçekleştiği gün, Tekin’in olayla ilişkisini ise birkaç gün sonra öğrendiğini iddia etti.

”KAÇAK OLAN TEKİN, NİYE EVİNİZE GELDİ?”

Aranması üzerine Beykoz Çavuşbaşı’ndaki villasına gittiğini, Tekin’in de villanın bahçesinde kendisini beklediğini anlatan Öztürk, Cumhuriyet savcısının, ”Danıştay olayında kaçak konumdayken, arandığı dönemde Muzaffer Tekin niye sizin evinize geldi?” sorusu üzerine de bu sorunun Tekin’e yöneltilmesini istedi.

Öztürk, askerdeyken komutanı olan Muzaffer Tekin’i, Danıştay olayında arandığını bilmesi durumunda da evine kabul edeceğini dile getirdi.

Tekin’in Kadıköy’deki bürosunun da han içinde, bir odalı bir yer olduğunu, Kadıköy’e gittiğinde çayını içmek için uğradığını anlatan Öztürk, bu büroya ağırlıklı olarak emekli askerlerin gittiğini, memleket meselelerinin konuşulduğunu dile getirdi.

Öztürk, Cumhuriyet savcısının, ”Danıştay saldırısından sonra gidip gelenlerde bir değişiklik gördünüz mü?” sorusu üzerine de bir gidişinde Tekin’in masasının üzerinde Türk soluna ait bir dergi gördüğünü söyledi. Mahmut Öztürk, ”Komutanımız milliyetçidir. ‘Sizin solla ne işiniz var?’ dedim. O da ‘O senin bildiğin gibilerden değil’ dedi” şeklinde konuştu.

Tekin’in intihar girişiminden sonra bıçak dahil olmak üzere tüm malzemeyi bir torba içinde tutuklu sanıklardan Zekeriya Öztürk’e teslim ettiğini, Öztürk’ün de bu torbayı İsmail Eksik’e verdiğini anlatan Öztürk, suçun üzerine kalmaması için, Tekin’in beyanda bulunması amacıyla basından bir kameramanı aradığını iddia etti.

Cumhuriyet savcısının, ”Danıştay olayından sonra bir telefon konuşmanızda ‘Bize kadar aydınlandı’ diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?’ sorusuna Öztürk, ”Başımıza bir olay geliyor. Neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Suçsuz olduğumuzu anladılar diyorum. Daha fazla konuşmaya gerek yok diyorum. Artık hiçbir şey söylemeyin diyorum” şeklinde konuştu.

SAVCI: ”ÖZTÜRK’ÜN SAVUNMASI İLE DEĞERLENDİRMEMİZ DOĞRULANDI”

Bu cevap üzerine Cumhuriyet savcısı da yaptıkları değerlendirmenin, sanığın verdiği cevaplarla doğrulandığını kaydetti.

Muzaffer Tekin Çavuşbaşı’ndaki evinde kalırken, kendisinin de dışarıda arabanın içinde sabaha kadar beklediğini ifade eden Öztürk, ”Muzaffer Tekin o gece sıkıntılı olduğunu ve sabah gideceğini söyledi. Sabahleyin gazetelerde Tekin’in Danıştay olayında kilit adam olduğunu okudum” dedi.

Duruşmada müdahil Şebnem Korur Fincancı’nın avukatı Ali Koç da Mahmut Öztürk’e bazı sorular sordu.

Koç, ekonomik durumu kötü olmasına rağmen çeşitli iş yerleri açtığını belirttiği Öztürk’e, mal varlığının nereden geldiğini sordu. Bu soruya sanık avukatları tepki gösterdi.

Sanık avukatları, Koç’un sorularının müdahil olduğu konuyla bağlantılı olmadığını savundu. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün de bazı soruları reddederken, bazılarının da sadece değerlendirme olduğunu belirtti.

Bu konuda görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı da davanın bir örgüt davası olduğunu ifade ederek, bu davanın müdahillerinden olan avukatın her türlü soruyu sorabileceğini ve görüş bildirebileceğini söyledi.

Lida

Kasım 18, 2008